Örtü Altı Tarım Hektaş İle Gelişiyor

Örtü Altı Tarım

 

Açık arazi yetiştiriciliğine kıyasla daha fazla verim sağlayan örtü altı tarımda hastalık ve zararlılarla mücadele büyük önem taşıyor. Hektaş bitki koruma ve besleme ürünleri ile örtü altı üreticilerinin her daim yanında yer alıyor.

Ürün yetiştirmedeki olumsuzlukları ortadan kaldırmak veya minimum zararla üretimi sürdürülebilir kılmak için başvurulan yöntemlerden biri de örtü altı yetiştiricilik. “Düzenlenebilen cam, plastik, fiberglas gibi ışığı geçiren materyallerle yapılan bitkisel üretim” olarak bu yetiştiricilik tekniği, yıl boyu kesintisiz üretim yapılmasına imkân veriyor. Tarihi seralarla başlamış olsa da günümüzde cam sera, plastik sera, yüzeysel örtüler, yüksek tünel ve alçak tüneller olmak üzere daha geniş bir yelpazeyi ifade ediyor. Üstelik tarım teknolojilerinin ilerlemesiyle jeotermal seralar ve topraksız tarım gibi yeni teknikler de modern seralarda öne çıkıyor. Geçmişi ise birbirinden ilginç hikayeleri içinde barındırıyor.

Roma Kralı’nın merakıyla başlayan hikaye

Dünyada seracılık milattan sonra 14 yılında Roma İmparatoru Tiberius’un her mevsim hıyar yeme merakı sayesinde, hıyar tarlalarının camdan örtüler tarafından kapatılmasıyla başladı. O dönem at arabalarının arkasına doldurulan toprakta yetiştirilen hıyarlar; gündüzleri dışarıda duruyor, hava karardıktan sonra ise “specularla” adı verilen camdan örtülerin altına  ekilerek soğuktan korunuyordu. Daha modern anlamda seracılığın gelişimi ise 13. yüzyıl civarında yine Tiberius’un memleketinde, yani İtalya’da başladı. Çünkü o dönem yavaş yavaş coğrafi keşifler başlamış ve tropikal bölgelerden getirilen egzotik bitkilerin korunması gerekiyordu. Bunun için de seralar biçilmiş kaftandı!

Bugün dünyadaki en büyük boyutlu seraların çoğuna ev sahipliği yapan Hollanda’nın da seracılık tarihinde İtalya’dan geri kalır yanı yok. Dünyanın bugünkü anlamıyla ilk modern serası 1800’lerin ortalarında Hollanda’nın Leiden şehrinde inşa edilmiş. Hollanda bugün sınırlı toprağında milyonlarca ton sebze üretebilmesini bu gelişime borçlu! Örtü altında meyve üretimini ilk yapan ülke ise Fransa. Portakal ağaçlarının olduğu bahçeleri cam örtülerle kapatmaya başlayan Fransızların dilinde bugün halen “orangerie” (portakallık) sözcüğü “sera” anlamında kullanılıyor.

Örtü altı arazi büyüklüğü iki katına çıktı

Günümüzde dünyada en çok seracılık alanı Akdeniz havzasındaki ülkelerde bulunuyor. Daha yüksek verim, kalite ve erkenci ürün eldesinin bir sonucu, daha kârlı ve zevkli bir tarım kolu olan “seracılık” Akdeniz ülkesi olan Türkiye için de çok büyük önem taşıyor. Türkiye’de örtü altı tarımın öyküsü Avrupa’daki kadar eskiye dayanmıyor. Türkiye’nin örtü altı üretim hikâyesi Cumhuriyet’in henüz daha ilk yıllarında Yalova’da oluşturulan deneme seralarıyla başladı. 1940’lı yıllarla birlikte tarımsal kuruluşlar da araştırma amacıyla işin içine dâhil olunca, sonraki 20 yılda sayısı az da olsa önce Antalya ardından İzmir’de ticari seralar kuruldu. Esas gelişimi ise 1970 yılından sonra saydam plastik (Polietilen) örtü malzemesinin kullanımı ile başladı. Bu tarihten itibaren Akdeniz ve Marmara kıyılarında yaygınlık kazanan seracılık, bugün ağırlıklı plastik ve biraz da cam seralarla örtü altı yetiştiriciliğin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

1995 yılında 363 bin dekar üzerinde yapılan örtü altı yetiştiriciliği, o dönem hızlı bir yükselme ivmesine girdi ve 2014 yılında 752 bin dekara ulaşarak neredeyse iki katına çıktı. Bu alan büyüklüğü günümüzde de her yıl artarak devam ediyor. Geliştirilen yeni sera teknolojileri bu durumun en büyük destekçisi. Artık yalnızca ılıman iklime sahip kıyı şeridinde değil, kışın çok çetin geçtiği iç ve doğu bölgelerde de seralara rastlamak mümkün. Öyle ki 2011 yılında ülke genelinde 51 ilde örtü altı tarımı yapılırken, 2014 yılı itibariyle bu sayı 70’e çıkmış durumda.

Örtü altında Akdeniz ön planda

Türkiye’de örtü altı yetiştiricilik ekolojik koşullara bağlı olarak özellikle yüksek kış sıcaklığı ve kışın güneşlenme süreleri uzun olan Akdeniz kıyısında yoğunlaşıyor. Bunu Marmara ve Ege kıyı şeridi izliyor. Gerek üretim rakamları gerekse üretim alanı açısından bakıldığında birinci sırada Antalya var. Onu sırasıyla Mersin, Adana ve Muğla takip ediyor. Bu 4 ildeki toplam örtü altı üretim miktarı, ülke genelindeki toplam üretimin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturuyor. Örtü altı üretimi iç bölgelere taşıyan jeotermal seracılık ise sırasıyla İzmir, Manisa, Afyon, Denizli ve Şanlıurfa’da yapılıyor.

Yetiştirilen ürün bazında bakıldığında ise sebze üretimi Antalya, Mersin, Muğla ve Samsun illerinde yoğunlaşırken; meyve üretimi ise Adana, İçel, Hatay ve Aydın illerinde daha fazla gerçekleştiriliyor. Örtü altı üretimde en az paya sahip olan süs bitkilerinin üretimi ise Antalya, İzmir ve Yalova illerinde ağırlık kazanıyor.

Türkiye’de Örtü Altı Üretim

  • Son 5 yılda örtü altı tarım yapılan lan 135 bin dekar artarak 752 bin dekara ulaştı.
  • Üretim rakamları açısından bakıldığında Antalya birinci sırada yer alıyor.
  • 2017 yılında toplam üretim miktarı 8 bin tona yaklaştı.
  • Örtü altı yetiştiriciliğin yüzde 94’ünü sebze üretimi oluşturuyor.

 

Domates, biber, patlıcan hâkimiyeti

Bugün örtü altı yetiştiricilik, ekim-temmuz ayları arasındaki dönemde 8 aylık sebze ihtiyacını karşılayan, bir kısmını ihraç eden ve yüzbinlerce kişinin de geçimini sağlayan önemli bir sektör. “Örtü altı üretimde en çok ne yetiştiriliyor?” sorusunun yanıtı ise dünyadakiyle benzer şekilde domates. Domatesi sırası ile hıyar, karpuz, biber, patlıcan ve kavun takip ediyor. Diğer yetiştirilen ürünler ise; taze fasulye, kıvırcık marul, semizotu ve maydanoz olarak sıralanıyor.

Örtü altında üretimde sebzenin liderliği tartışılmaz olsa da son yıllarda meyvelerin de hatırı sayılır bir paya sahip olmaya başladığını söylemek pek yanlış olmaz. Buradaki öncü meyve çilek olurken, onu örtü altına girerek verimliliği büyük oranda artan muz takip etti ve yıllar içinde muz üretimi 321 bin tona ulaştı. Ardından kayısı, şeftali, çekirdekli ve çekirdeksiz üzüm de örtü altında yetiştirilmeye başlayan ürünler arasında yerini aldı. Bu ürünler dışında malta eriği, ahududu, yaban mersini, avokado ve pepino gibi meyveler de diğerlerine kıyasla daha az bir paya sahip olsa da kendine örtü altında yer edinmiş durumda.

Gübreleme verimi arttırıyor

Türkiye’de ve dünyada tarımsal üretimin verimini arttıran örtü altı yetiştiriciliğin zamanla daha da yaygınlaşacağı öngörülüyor. Özellikle topraksız tarım yapılan modern sera işletmeleri günden güne artarken, üretim döneminde ürüne göre besin çözeltileri kullanılıyor. Üreticilerin bilimsel tekniklerin kullanıldığı sulama ve gübreleme programlarına ilgisi de giderek artıyor. Geleneksel sera işletmelerinde genellikle gübrenin bir kısmı temel gübre olarak veriliyor ve kalanı damla sulama sistemi kullanılarak fertigasyon, yani sulamayla birlikte yapılan gübreleme şeklinde uygulanıyor.

Maksimum verim için Byzme TF

Byzme TF Hektaş’ın damla sulamayla kullanılabilen bitki gelişim düzenleyicilerinden. Aynı zamanda yapraktan püskürtme yoluyla da uygulanabilen Byzme TF, iz elementler sayesinde uygulandığı bitkilerin klorofil sentezini, metabolizmasını, çiçeklenmeyi ve meyve bağlamayı teşvik ederek bitkinin gelişimini hızlandırıyor. Döllenmeyi, çiçek ve meyve tutumunu sağlayan Byzme TF her cins meyve ve sebzede aynı ebatta ürün gelişimini sağlıyor. Elma ve armutta pas önleyici olarak da etki ettiği gibi, maksimum verim için vegetatif büyüme evresi ve çiçeklenme döneminde 2 kez uygulanması gerekiyor.

Hastalık ve zararlılarla entegre mücadele

Ekonomik olarak gerek iç tüketim gerekse ihracatta önemli yer tutan örtü altı sebze yetiştiriciliğinde üretimi sınırlayan faktörlerin başında hastalık ve zararlılar geliyor. Doğru mücadele edilmediği takdirde ciddi ürün kaybına yol açtığı gibi, üretici için de boşa emek ve maliyet kaybı anlamı taşıyorlar. Seraların baş kahramanlarından domates, biber ve hıyarda sık karşılaşılan domates güvesi (Tuta absoluta) bunlardan biri. Daha çok olgunlaşmamış meyveleri seçen bu zararlının üründe yarattığı hasar, kabuk altına yakın etli kısımda beslenmesiyle oluşuyor. Özellikle örtü altı domates yetiştiriciliğinde ana zararlı konumunda olan domates güvesinin larvaları domates bitkisinin kökü hariç tüm kısımlarına her dönem zarar verebiliyor. Bu tahribatın verime yansıması ise kimi zaman yüzde 100’ü bulabiliyor.

Üreticilerin domates güvesiyle mücadelesinde en büyük yardımcıları ise Hektaş ailesinin üyeleri aracılığıyla oluyor. İki farklı aktif maddenin bir araya gelmesiyle oluşturulan Capito®, domates güvesiyle mücadelede etkili sonuçlar veriyor. İçindeki mide zehri etkili Indoxacarb böceklerin sinir hücrelerinde sodyum kanallarını tıkarken, diğer etken madde Abamectini ise translaminar etkisiyle yaprak içinde hareket ederek zararlıları kontrol ediyor. Üstelik yararlı böcekler, tozlayıcı arılar ve parazitoitler konusunda seçici olan Capito®, entegre mücadele programlarına da uyum sağlarken farklı bir etki mekanizmasına sahip Takumi, uygulandığı andan itibaren hızlı ve uzun süreli etki etmeye başlıyor.

Koruyucu ve tedavi edici

Nasıl ki zararlı böcekler noktasında domates güvesi büyük bir tehlikeyse; kök çürüklüğü (Rhizoctonia solani) de hastalıklar konusunda benzer bir durumu sembolize ediyor. Türkiye’nin hemen tüm fidelik alanlarına yayılmış durumda olan hastalığın belirtileri fide devresinde görülüyor ve fidelerin tamamen zarar görmesine yol açıyor. Hektaş’ın geliştirmiş olduğu koruyucu ve tedavi edici bir fungisit olan Cebir® ise seralarda özellikle domates, biber, hıyar ve çilekte görülen kök çürüklüğü hastalığına kesin çözüm sağlıyor. Damla sulamayla birlikte verilebilen ürün, aynı zamanda toprak ilaçlaması olarak da uygulanabiliyor.

Bitkinin yaprak, meyve, çiçek ve gövdesinde belirtilerle kendini gösteren kurşuni küf hastalığı (Botrytis cinerea) ise ileriki aşamalarda meyvelerde çürüklüğün yaşanmasına yol açıyor. Örtü altında yetiştirilen sebzelerin hemen hepsinde oluşabilen hastalık, taç yapraklardan başlayıp ardından meyveye geçerek çürüklüğü başlatıyor. İki farklı aktif maddeden oluşan fungisit Theory®, sistemik ve kontak etkili yapısıyla seralarda kurşuni küf hastalığının önlenmesinde ve iyileştirilmesinde aktif rol oynuyor. Konidilerin çimlenmesini ve fungusun bitkiye penetrasyonunu engelleyen Theory®, methionin biyosentezini de önleyerek yapraklar ve meyveden hızlı bir şekilde bitkinin bünyesine geçiyor. Translaminar etki ile yaprakta tüm alana yayılan Theory®, özellikle serada yetiştirilen domates, biber, patlıcanda görülen kurşuni küf hastalığında üreticilere tam kontrol vadediyor.

Hektaş örtü altı yetiştiricilerinin yanında

Birim alandan yüksek verim alınmasını sağlayan, aynı zamanda küçük alanların verimli olarak değerlendirilmesine olanak veren örtü altı üretim tarımın önemli kollarından biri. Bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye de örtü altı üretimde yüksek potansiyele sahip. Modern teknolojilerle birlikte seralarda verimlilik ve kalite artarken, bitki koruma ve besleme ürünlerine olan ihtiyaç da bu noktada büyük önem kazanıyor. Hektaş, örtü altı üreticilerinin ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği ürünleriyle yalnızca verim ve kalitenin değil, aynı zamanda kazançlı bir üretimin de kapılarını açıyor.

 

Örtü Altı Tarımına Genel Bakış

  • Dünyada seracılık 14. yüzyılda Roma İmparatoru Tiberius’un her mevsim hıyar yeme merakı sayesinde hıyar tarlalarının camdan örtüler tarafından kapatılmasıyla başladı. Türkiye’de ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında Yalova’daki deneme seralarıyla başladı.
  • Dünya genelinde 500 bin hektarlık alanda örtü altı yetiştiricilik yapılıyor. Türkiye’de ise örtü altı üretim alanı toplam 752 bin dekar.
  • Dünya sera yetiştiriciliğinin önde gelen ülkelerinden ABD’de seraların yüzde 39’u cam seralardan oluşuyor. Türkiye’de ise bu oran %11,4.
  • İspanya’da seralarda üretilen sebzelerin %96’sı ihraç ediliyor. Türkiye’de ise geleneksel sera üretiminin %15’i, modern sera üretiminin de %85’i ihraç ediliyor.
  • Çin 2,7 bin hektar sera alanı ile dünyada en geniş sera alanına sahip ülke. Türkiye ise dünya genelinde 4’üncü, Avrupa’da 2’nci sırada yer alıyor.
  • Dünyada sebze üretiminin yüzde 15’i örtü altında yapılıyor. Türkiye’de ise üretilen sebzelerin % 24’ü örtü altında yetiştiriliyor.